20 Temmuz 2026 - Pazartesi

Sınıfta Kalan Başarılı Nesil

Bir zamanlar bize hep aynı cümle söylendi: “Oku, çalış, başarılı ol; hayat seni ödüllendirir.”

Yazar - Ahmet İpin
Okuma Süresi: 3 dk.
Ahmet İpin

Ahmet İpin

-
Google News

 

 

Biz de inandık.

Sabahın ilk ışığında okula giden, öğretmeninin takdirini kazanan, ailesinin umudu olan çocuklardık. Karnelerimiz iyi, hayallerimiz büyüktü. Kütüphanelerde geçen saatlerin, uykusuz gecelerin ve alın terinin karşılığını alacağımızı düşündük.

Ama hayat, bize okul kitaplarında öğretilenden çok farklı bir sınav hazırlamıştı.

Diplomalar çoğaldı, iş kapıları daraldı. En çalışkan öğrenciler işsiz kaldı; en başarılı gençler torpilin, adam kayırmanın ve fırsat eşitsizliğinin gölgesinde beklemek zorunda kaldı. Kimileri yıllarca sınavdan sınava koştu, kimileri düşük ücretlerle hayata tutunmaya çalıştı, kimileri ise hayallerini bavuluna koyup başka şehirlerin, başka ülkelerin yolunu tuttu.

Acı olan şu ki, başarısız olan bu gençler değildi.

Başarısız olan; emeği hak ettiği yere taşıyamayan sistemdi.

Bugün kırk, elli yaşlarına gelen birçok insan aynı hikâyeyi anlatıyor. Üniversiteyi bitirdi, meslek sahibi oldu, gece gündüz çalıştı. Fakat bir ev sahibi olmak, çocuklarına iyi bir gelecek sunmak, huzurlu bir yaşam kurmak her geçen gün daha da zorlaştı. Başarı, sadece not ortalamasıyla ölçülmedi; tanıdıklarla, imkânlarla ve bazen de şansla ölçülür hâle geldi.

Oysa o nesil, yokluk içinde büyüyen ama umudunu hiç kaybetmeyen bir nesildi. Kitaplarını kardeşleriyle paylaşan, kilometrelerce yürüyerek okula giden, bir kalemi bitene kadar kullanan çocuklardı onlar. Onlar başarısız değildi; sadece verdikleri emeğin karşılığını tam olarak alamadılar.

Belki de bu yüzden bugün en büyük hayal kırıklığı, başarısız olmak değil; başarılı olduğu hâlde hak ettiği yere ulaşamamaktır.

Toplumlar, başarılı çocuklarını kaybettiğinde yalnızca bireyleri değil, geleceğini de kaybeder. Çünkü umutlarını yitiren gençler, bir ülkenin sessizce eksilen sermayesidir.

Yine de umutsuzluğa teslim olmak çözüm değildir. Her nesil kendi hikâyesini yeniden yazabilir. Yeter ki emeğin değer gördüğü, liyakatin ödüllendirildiği, adaletin herkese eşit uygulandığı bir düzen kurulsun.

Belki o zaman bugünün çocukları, yarın “Biz başarılıydık ama kaybettik.” demek zorunda kalmayacak.

Ve belki o zaman, sınıfta kalan aslında öğrenciler değil; onların emeğini görmezden gelen anlayış olduğunu hep birlikte anlayacağız.

 

 

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları