13 Şubat 2026 - Cuma

Bir Şehri En İyi Kendi Evladı Yönetir

Bir şehir düşünün.

Yazar - Ahmet İpin
Okuma Süresi: 3 dk.
Ahmet İpin

Ahmet İpin

-
Google News

 

 

Sokaklarını çocukken ezbere bilen,
hangi mahallede kimlerin yaşadığını,
hangi esnafın kaç yıldır kepenk açtığını bilen birini…

Bir de o şehre sonradan geleni düşünün.
Dosyalardan tanıyan,
istatistiklerden öğrenen,
makam odasından yöneten birini…

Aradaki fark yalnızca doğum yeri değildir.
Aradaki fark; aidiyet, hafıza ve vicdandır.

Aidiyet meselesi

Bir şehrin yönetimi;
belediye başkanlığından milletvekilliğine,
oda başkanlıklarından sivil toplum kuruluşlarına kadar
sadece bir unvan değildir.

Bu bir emanet meselesidir.

Van gibi köklü şehirlerde yönetmek, yalnızca bütçe planlamak değil;
geleceği inşa etmektir.

O şehrin öz evladı bilir ki,
yanlış bir karar yarın kendi ailesine dokunur.
Eksik bir hizmet kendi sokağında hissedilir.

Bu yüzden hesap başka yapılır.

Makam için mi, memleket için mi?

Dışarıdan gelen herkes kötü niyetlidir denilemez.
Ancak gerçek şu ki;
bir şehir bazıları için görev yeridir,
bazıları için hayatın kendisidir.

Görev yerinde kalıcı iz bırakmak zorunluluk değildir.
Ama memlekette iz bırakmak onur meselesidir.

Eğer bir şehirde;
oda başkanlıklarına, STK yönetimlerine, belediye başkanlıklarına ve milletvekilliğine
aidiyeti zayıf kişiler gelirse,
öncelik çoğu zaman hizmet değil, konum olur.

Konum ise zamanla menfaate dönüşür.

Rant arayışı;
şehrin toprağını değil, makamın imkanlarını görür.

Oysa memleket sevdası;
betona değil insana yatırım yapar.

Şehri ayakta tutan kimdir?

Bir şehir göç alabilir.
Zenginleşebilir.
Çeşitlenebilir.

Ama yönetim refleksi yerelden koparsa,
şehir kimliğini kaybeder.

Van yıllardır büyümeye çalışan bir şehir.

Fakat büyümek yalnızca bina yapmak değildir.
Büyümek; liyakat, sadakat ve dürüstlükle olur.

Şehrin namuslu evlatları ön plana çıkmadıkça,
makamlar sadece tabeladan ibaret kalır.

Projeler duyurulur,
fotoğraflar çekilir,
ama sokak aynı kalır.

Vicdanın olduğu yerde şehir büyür

Bir yönetici eğer o şehrin çocuğuysa,
attığı her imzada yarın o imzanın hesabını vereceğini bilir.

Çünkü burada yaşamaya devam edecektir.
Çünkü bu şehir onun soyadını taşır.

Ama şehirle bağı zayıf olan için;
makam geçici, şehir geçicidir.

Oysa şehirler geçici değildir.

asıl mesele yerlilik değil, karakterdir

Burada bir yanlış anlaşılma olmasın.

Yerli olmak tek başına yeterli değildir.

Yerli halkın içinden çıkanların da
namuslu, adaletli, liyakatli olması gerekir.

Akrabasını işe yerleştirmek için değil,
dostuna makam sağlamak için değil,
şehri adaletle yönetmek için talip olan insanlar gerekir.

Yerlilik; torpil değil, sorumluluk demektir.

Eğer yerli halk kendi içinden
menfaat peşinde koşanları seçerse,
şehir yine kaybeder.

Ama yerli ve namuslu insanlar öne çıkarsa,
şehir kazanır.


Son söz

Bir şehri ayakta tutan beton değil,
o şehre duyulan sorumluluktur.

Seçilecek vekiller,
oda başkanları,
STK yöneticileri,
belediye başkanları…

Eğer o memleketin namuslu evlatlarından çıkarsa,
şehir büyür.

Aksi halde şehir yönetiliyor gibi görünür;
ama aslında sadece idare edilir.

Ve idare edilen şehirler gelişmez.
Sadece zaman geçirir.

 

 

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.