Van TSO’dan bilim dünyasına önemli eser: "Türkiye'nin Ekolojik Değeri Van Gölü" kitabı tanıtıldı

Van Ticaret ve Sanayi Odası (Van TSO) tarihinde ilk kez hazırlanan ve bilim ile kültür dünyasına hizmet edecek olan "Türkiye'nin Ekolojik Değeri Van Gölü" kitabının lansmanı gerçekleştirildi.

Gündem Yayın: 15 Eylül 2026 - Salı - Güncelleme: 15.09.2026 17:27:00
Editör -
Okuma Süresi: 13 dk.
Google News

Van TSO M. Rifat Hisarcıklıoğlu Salonu’nda düzenlenen lansman programına; Van TSO Yönetim Kurulu, Meclis Üyeleri, Oda Organ Üyeleri, Dışişleri Bakanlığı Van Temsilcisi Büyükelçi Emre Karagöl, Van OSB Başkanı Memet Aslan, DAKA Genel Sekreteri Mehmet Emin Çakay, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı ve Kitabın Editörü Prof. Dr. Suvat Parin, Ankara Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Abdulmenaf Turan, kitabın yazarı olan akademisyenler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, meslek odası başkanları, öğrenciler ve çok sayıda davetli katıldı.

 

Lansmanın moderatörlüğünü üstlenen Van YYÜ Sosyoloji Bölüm Başkanı ve Kitabın Editörü Prof. Dr. Suvat Parin, "Eskiden bölgede çocuklar doğardı; belli bir süreye kadar çocukların kimlikleri olmazdı. Dede veya baba köyden şehre indikten sonra kimlik çıkartılırdı. Bu durum bir, iki hatta bazen üç yıl sürerdi. Van Gölü'nün de böyle bir hikâyesi olduğu kanaatindeyim. 600 bin yıllık bir değerin kimliğini Necdet Takva sahiplendi. Ben kendisine ve Van TSO'ya çok teşekkür ediyorum" dedi.

 

"Bizim İçin Gurur Verici Bir Gelişme"

Programın açılış konuşmasını yapan Van TSO Yönetim Kurulu Başkanı Necdet Takva, "Bugün aramızda Dışişleri Bakanlığı Van Temsilcisi Büyükelçi Emre Karagöl var. Uzun yıllar talep ettiğimiz bir temsilcilikti. Van'da mukim bir büyükelçimiz var artık. Bu bizim için gurur verici bir gelişme. Kendisine şehirle kurduğu bağ açısından samimiyetle çok teşekkür ediyorum. Aramızda değerli hocalarım, sivil toplum kuruluşlarının değerli temsilcileri, Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu, meslek odalarımızın başkanları, kıymetli hanımefendiler ve beyefendiler var" ifadelerini kullandı.

"Bazen İs Bırakırsınız, Bazen De İz Bırakırsınız"

Eserin geleceğe dönük taşıdığı anlama değinen Başkan Takva, sözlerini şöyle sürdürdü:

 

"Çok az heyecan duyduğum işlerden biri olan 'Türkiye'nin Ekolojik Değeri Van Gölü' kitabının tanıtımı için bir araya geldik. Geleceğe iz bırakmak manasında bir çalışmanın bugün tanıtımını yapacağız. Bir hocamız var, şöyle der: 'Bazen is bırakırsınız, bazen de iz bırakırsınız.' Bu biraz iz bırakmak gibi olacak; bu iz bırakanlardan biri olmak, buna vesile olmak ve bunu arkadaşlarımızla birlikte yapmak çok değerlidir. Bu kapsamda Meclis Başkanımız başta olmak üzere Yönetim Kurulu üyelerimize çok teşekkür ediyorum, bu çalışmayı sahiplendiler."

 

"Van Gölü Bize Emanet Edilmiş Bir Değerdir"

Van Gölü'nün sadece coğrafi bir unsur olmadığını vurgulayan Takva, "Van Gölü bizim için yalnızca bir göl değildir. O; bu coğrafyanın hafızası, ekonomisi, kültürü, yaşam kaynağı ve en önemli doğal mirasıdır. Binlerce yıllık geçmişiyle Van Gölü, bugün bize emanet edilmiş eşsiz bir değerdir. Van Ticaret ve Sanayi Odası olarak yıllardır bu emanete sahip çıkmayı yalnızca bir çevre meselesi değil, aynı zamanda bir şehir ve gelecek meselesi olarak görüyoruz. Van Gölü’nün korunması, bilimsel olarak araştırılması, tanıtılması ve sürdürülebilir biçimde gelecek kuşaklara aktarılması konusunda üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye çalışıyoruz. Bugün tanıtımını yaptığımız 'Türkiye’nin Ekolojik Değeri Van Gölü' kitabı da bu anlayışın bir ürünüdür. Bu çalışma, Van Gölü’nü yalnızca doğal güzelliğiyle değil; ekolojik, ekonomik, sosyal ve kültürel bütünlüğü içerisinde ele alıyor" açıklamasında bulundu.

"Hedefimiz Masmavi Bir Van Gölü Bırakmak"

Gelecek nesillere temiz bir miras bırakma hedefini dile getiren Takva, "Bu eserin en önemli özelliği, Van Gölü’nün geleceğine dair ortak akla ve bilimsel bilgiye katkı sunmasıdır. Çünkü biz biliyoruz ki Van Gölü’nü korumak, yalnızca bugünü değil, çocuklarımızın ve torunlarımızın geleceğini korumaktır. Bizim hedefimiz çok açık: Gelecek kuşaklara yalnızca anlatabileceğimiz bir Van Gölü değil; görebilecekleri, yaşayabilecekleri ve gurur duyabilecekleri masmavi bir Van Gölü bırakmak. Bu değerli eserin Van Gölü’nün korunmasına ve sahiplenilmesine katkı sunmasını diliyorum" dedi.

 

Başkan Takva, esere katkı sunan isimleri tek tek anarak, "Bu vesileyle eserin hazırlanmasına katkı sunan başta editörümüz Prof. Dr. Suvat Parin olmak üzere; Çetin Yeşilova, Orhan Deniz, Numan Ertaş, Faruk Alaeddinoğlu, Funda Altan Aydın, Fazıl Şen, Ataman Altuğ Atıcı, Baran Nar, Güenter Landmann, Yıldırım Güngör, Yahya Çiftçi, Evrim Altun, Erkan Konyar, Şemsihan Kaya, Mehmet Işıklı, Serkan Gündüz, Gulan Ayaz, Abdulaziz Kardaş, Ezgi Ergun, Menaf Turan, Metin Eren, Ergin Sarı, Fatih Canata, Erdal Yıldız, Ahmet Baydar, Nevzat Argun, Gülfem Dursun, Nurcan Çağman, Sezai Özden, Mehtap Bayraktar Asiltürk ve tüm emeği geçenlere teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu.

 

"Ya Van Gölü Olmazsa?"

Ankara Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Abdulmenaf Turan ise sunumunda Van Gölü’nün hayati önemine dikkat çekerek şunları kaydetti:

 

"Ben gelirken yolda şunu düşündüm: Bir şeyin değerini onun yokluğuyla ölçersiniz. Ailede sevdiğiniz birisi vefat ettiğinde onun yokluğunu hissedersiniz; o nasıl bir acı bırakır bilirsiniz. 'Van Gölü olmazsa Van nedir?' sorusuyla aslında başlamak lazım. Yani Van Gölü'nü Van'ın kenarından, Bitlis'in kenarından çıkardığımız zaman ortada bize ne kalacak sorusunu sorduğumuzda, neden onu korumamız gerektiğine de çok rahatlıkla cevap verebiliriz. Dolayısıyla Van Gölü için 'Gölün ekolojik değeri' diyoruz ama Suat Hocam, Van Gölü aslında ekolojik değerin ötesinde bir yaşam döngüsünü ortaya koyuyor. Mesela balık olmayacak, ekonomik açıdan da bakmıyorum; Van Gölü'nde zıplayan balıklarımız olmayacak. Van Gölü'nün kıyısında büyüyen insanların neşesi artık olmayacak ki kuruyan göller gördük. Mesela Kırşehir'e gittiğimizde bir gölün öbür tarafına kadar arabayla geçebilmiştik ve bir dönem orada yaşayan bir ekosistemin nasıl yok olduğunu görünce insanlar gerçekten de silkeleniyor. Bu yüzden Van'la ilgili 'Van'ı koruyalım, gölümüzü koruyalım' demeye gerek yok. 'Van Gölü'nün olmadığı durumda biz ne yaparız?' sorusunu sorup bence meseleye öyle başlamak lazım. Bugün aslında kitabın da temel sorusu bu olmalı ve yokluğunda bir Van Gölü hayal edip Van Gölü etrafındaki yaşamımızı bence öyle kurmamız gerekiyor."

 

"Bizim Bu Dengeyi Bozmaya Hakkımız Yok"

Doğanın bir emanet olduğunu vurgulayan Turan, "Bu dünyaya emanet gözüyle bakıyoruz. Mensup olduğumuz anlayış bize dünyaya emanet bir şekilde bakmamızı salık veriyor. Dolayısıyla bize emanet olan, verilmiş olan bir şeyi korumakla yükümlü olduğumuzu hiçbir zaman unutmamak gerekiyor. Emanete sahip çıkmak çok önemli bir şeydir. Bu, insanla tabiat arasında kurulmuş olan dengenin de bir gereğidir. Yani biz sonuçta 'el-mîzân' denir, bir dengeyle birlikte bu hayata geliyoruz ve bu dengeyi sonuna kadar sürdürmemiz gerekiyor. Bizim bu dengeyi bozmaya da hakkımız yok, hiç kimsenin hakkı yok. O anlamda bizim bu saatten sonra Van Gölü etrafında kurmuş olduğumuz hayatı nasıl daha ileriye taşıyabileceğimizi düşünmemiz lazım. Son zamanlarda bir konu çok gündeme geldi; bence yeni bir çalışma başlatmak gerekiyor ve 'Van Gölü diplomasisi' atağına başlamak lazım. Van Gölü'nü anlatabiliriz. Van Gölü'nü sadece Van Gölü havzasındaki illerin bir değeri olarak değil, dünya açısından taşımış olduğu değer üzerinden belki de anlatmak lazım. Bu da bize bir Van Gölü diplomasisi yapma imkânı sunuyor. Birlikte bugün öyle bir diplomasi ile en azından bu kitabımızı taçlandıralım diyorum" dedi.

 

"Van Bir Su Şehridir"

Editör Prof. Dr. Suvat Parin ise kitabın yazım süreci ve kentin tarihsel su kültürü üzerine bir sunum gerçekleştirdi. Van’ın zengin su kaynaklarına dikkat çeken Parin, şöyle konuştu:

 

"Bu kitap üzerine çalışırken daha sonra biriken birtakım şeyler oldu. Biz Van'ı genel olarak kahvaltının başkenti olarak görüyoruz. Ancak biraz yakından baktığımızda ve su varlıklarını listelediğimde Van’ın aslında bir su şehri olduğunu görebiliriz. Yani Van Gölü, Erçek Gölü, Sıhke Gölü, Keşiş Gölü, Çalıyan Gölü, Muradiye Şelalesi, Kanispi Şelalesi, Bahçesaray Suyu, Dönemeç Şelalesi, Bendimahi Çayı, Zilan Çayı, Deli Çay... Bu liste uzayıp gidiyor. Muhtemelen gözden kaçırdığım birtakım su kaynakları daha var. Bu fotoğraf Van'ın bir su şehri olduğunun aslında yeterli kanıtıdır. Bu fotoğraf bize Van'da su kaynaklarının çok olduğunu söylüyor. Van bir su şehridir fakat su şehri özelliği kazanıncaya kadar tarihsel süreçteki deneyimlerimize ve pratiklerimize baktığımızda, epey zengin bir geçmişimiz var. 3 bin yıl önce 52 kilometre uzaklıktan bir su mühendisliği harikası olan Menua Kanalı, yani Şamran Kanalı yapılıyor. Yine 3 bin yıl önce Erek Dağı'nın 2 bin 500 rakımlı bir lokasyonunda yapay bir gölet inşa ediliyor. Tariria Bahçesi var; yine gelen bu suyla, göle nazır inşa edilen bir yer. 10. yüzyılda Akdamar Adası gölle ilintili olarak bir eğitim ve yaşam merkezi olarak inşa ediliyor. Kalecik, Toprakkale, Tuşba, Çavuştepe ve Edremit tarihsel süreçte baktığımızda bir amfitiyatro gibi gölü seyretmeye dönük yerleşim alanları olarak kuruluyor. 12. yüzyılda Selçuklular denize nazır Ahlat'ı başkent yapıyor. 16. yüzyılda Feqiyê Teyran, bu toprakların bir çocuğu olarak suyla konuşuyor; onun 'Awu Av' adında bir su kasidesi var ve burada hayatın kaynağını su olarak görüyor. 19. yüzyılda Batılı seyyahların Van anlatılarında çok sayıda yelkenli gemiden, sodanın ticari bir emtia olarak kullanıldığından ve Van balığının dışarıya ihraç edildiğinden söz ediliyor. Bu anlamda suyla kurduğumuz güçlü bir ilişkimiz var."

 

"Van Gölü Son 100 Yıldır Sahipsiz"

Son yüzyıldaki su yönetimi politikalarını eleştiren Parin, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

 

"Son 100 yılda bu su aklı ve su yönetimi nasıl bir çizgi izledi? Hakkını teslim etmek gerekiyor tabii; bir önceki dönem Van Valisi Mehmet Emin Bilmez'in başladığı ve daha sonra Ozan Balcı'nın sürdürdüğü bir sahil yolu çalışması var. Van Gölü Aktivistleri’nin ve Ticaret ve Sanayi Odası'nın bunlarla paydaş olan çalışmaları var. Fakat totalde bakıldığında son 100 yıldır Van'da bir su aklından ya da su yönetim aklından söz etmenin zor olduğunu söyleyebilirim. Gelirken Büyükşehir Belediyesinin web sitesine baktım; Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı, Mezarlıklar Daire Başkanlığı gibi 20'ye yakın daire başkanlığı var fakat Van Gölü ile ilgili bir daire başkanlığı yok. Çevre illerdeki belediyelerin örgütlenmelerinde de benzer durum söz konusu. Yani son 100 yıldır başta diğer kaynaklar olmak üzere Van Gölü tırnak içinde sahipsizdir. İşte 'Van Gölü' kitabının anlamı tam da burada ortaya çıkıyor. Bunun için yola çıktık. Van bir su şehridir ve bu kimlik güçlendirilmeli; bunun da en somut göstergesi Van Gölü'dür. Merkezinde Van Gölü'nün olduğu bir su şehri kimliğini bundan böyle çok güçlendirmemiz gerekiyor."

 

Açılış konuşmalarının ardından kitaba katkı sunan akademisyenler; Prof. Dr. Orhan Deniz, Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, Prof. Dr. Fazıl Şen, Prof. Dr. Mehmet Işıklı, Prof. Dr. Abdulaziz Kardaş, Prof. Dr. Metin Eren, Doç. Dr. Çetin Yeşilova, Doç. Dr. Numan Ertaş ve Doç. Dr. Gulan Ayaz kaleme aldıkları bölümler hakkında katılımcılara bilgilendirmede bulundu.

 

Program, "Türkiye'nin Ekolojik Değeri Van Gölü" kitabının protokol üyelerine ve davetlilere takdim edilmesi ve çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.

 

 

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.