301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Haber Detayı
28 Nisan 2019 - Pazar 08:49
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Aile gelmenizi istemiyor, buna rağmen oraya gidiyorsunuz'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İstanbul’da zafer sarhoşluğu içinde Şişli’de, belediyenin 100 metre ilerisinde bir kız yurduna saldıracak kadar gözü dönen CHP’lilerin şehit cenazesinde tepki gösteren Çubuk halkını ‘teröristler’ gibi çirkin bir ifade ile yaftalamaya hakkı yoktur. Seçim sürecinde kendini PKK’nın güdümünden kurtaramamış, PKK ile işbirliği yapmış, bu konuda atması gereken adım daha dikkatli olması gerekenler, daha özenli hareket etmek zorunda olmaları gerekir" dedi.
Siyaset Haberi


AK Parti'nin 28. İstişare ve Değerlendirme Toplantısının açılışını yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, önemli açıklamalarda bulundu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili bir şehit cenazesinde yaşanan olayları değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP zihniyetinin şehit cenazesinde yaşanan müessif bir hadiseyi çığırından çıkartmaya çalıştığını, bununla kalmayıp işi şehitlerin yakınlarına, Türk milletine hakarete kadar vardırdıklarını söyledi. Şehitler için Fatiha isteyen Erdoğan, "Şehit cenazesine katılmak, ailenin acısını paylaşmak elbette herkesin hakkıdır. Güzel de bir şeydir. Ancak seçim sürecinde kendini PKK'nın güdümünden kurtaramamış, PKK ile işbirliği yapmış, bu konuda atması gereken adım daha dikkatli olması gerekenler, daha özenli hareket etmek zorunda olmaları gerekir. Acaba buraya gitmek ne getirir, ne götürür. Çünkü bu şehit nereden geliyor, senin işbirliği yaptığı o PKK'nın canavarlarının, alçaklarının siyasi görüntüsü olan HDP ile sen işbirliği yapmışsın.

Şimdi bunu söylemeyelim mi, bunu yutalım mı, benim Mehmedimi şehit edenlerin siyasi görüntüleri ile işbirliği, güç birliği yapacaksın bunu yutalım. Yutmayacağız, bunları söyleyeceğiz. Dağ ile anlaşacaksın, dağ ile el tutacaksın, dağ sana talimat verecek, bunları televizyonlarda izledik. HDP Ankara, İstanbul, Antalya buralarda seçime girmeyecek ve sen onlarla dayanışma içinde olacaksın, işbirliği halinde olacaksın, ondan sonra Çubuk'a şehidimin cenazesine gideceksin. Siz benim Çubuk'taki köylümü, kardeşlerimi hiç düşünmüyor musun? Ben bir Cumhurbaşkanı olarak bir şehit evine giderken sorduruyorum, acaba gidişim rahatsız eder mi, etmez mi? ‘Memnun oluruz' derlerse gidiyorum, ‘bir sıkıntı var' derlerse gitmiyorum. İkinci bir sıkıntıyı niye yaşatayım. Herkes benim gibi düşünmek zorunda değil, herkes beni sevmek zorunda da değil. Yaptığım bir görevi siyasi istismar vesilesi haline getirmenin hiçbir anlamı yok. Sen siyasi istismar için oraya gidiyorsun, şehit için değil.

Çıkıyor bunların bazı hokkabazları ‘hükümetten kimse orada yoktu' diyor. Genel başkan yardımcılarımdan tut, Milli Savunma Bakanıma kadar hepsi bu cenaze merasiminde bulundular. Cumhur İttifakı'ndan genel başkan yardımcısı buraya katıldı. Çubuk'un oy potansiyeli ortada. Burada Cumhur İttifakı'nın yüzde 72 gibi bir potansiyeli var. Sen zaten orada hiç yoksun. Kalkıyorsun o köyü terörist olarak ilan ediyorsun dolaylı yollardan. Nasıl ifadeler kullandıklarının farkında değiller. Ortada böylesine bir hassasiyet varken, katili PKK olan şehidimizin cenazesine katılımın usullere uygun bir şekilde, yani gereken yerlere bilgi verilip tedbir alınmasını sağlayacak biçimde yapılması gerekir.

Sen bunu da yapmadın. Gereken yerler bellidir. Aile zaten gelmenizi istemiyor, buna rağmen oraya gidiyorsunuz. Kimsenin biz şiddete maruz kalmasını tasvip etmedik. Geçmişte kendi arkadaşlarımızın başına gelenleri, benzer hadiseleri ve buna CHP'li yöneticilerin verdiği tepkileri gayet iyi biliyoruz. Bay Kemal, Hacı Bektaş'ta bizim bakanımız Bekir Bey'e senin gözlerinin önünde nasıl saldırıldığını, darp edildiğini biliyoruz. Konuşmanda bir özür veya geçmiş olsun temennisinde bulunmadın, bunlar da bizim kayıtlarımızda var. Enerji bakanımız Taner Bey'e CHP'liler tarafından yapılan saldırı. Sizin besleme medyanızın nasıl başlıklar attığı bizim gündemimizde var" diye konuştu.

"Biz sizin cibilliyetinizi de geçmişini de biliriz"

CHP'nin Çubuk'ta yaşanan hadiseyi mecrasından saptırarak işi şehitlere, terörle mücadeleye, AK Parti'ye, hükümete ve millete karşı nefret kampanyasına çevirmeye çalışması yanlış olduğunu söyleyen Erdoğan, "İstanbul'da zafer sarhoşluğu içinde Şişli'de, belediyenin 100 metre ilerisinde bir kız yurduna saldıracak kadar gözü dönen CHP'lilerin şehit cenazesinde tepki gösteren Çubuk halkını ‘teröristler' gibi çirkin bir ifade ile yaftalamaya hakkı yoktur. O yurttaki kızlarımızın o geceyi nasıl geçirdiklerini Bay Kemal biliyor musun? Buradan zerre kadar bir endişeye kapıldınız mı? Ondan sonra ‘gençler' deyip duruyorsun, sizin bu konularda zerre kadar hassasiyetiniz yok. Biz sizin cibilliyetinizi de geçmişini de biliriz.

CHP sadece bu davranışlarıyla dahi eline güç ve imkan geçirmesi halinde milletin değerlerine, devletin kurumlarına ve kadrolarına, masum insanlara neler yapabileceğinin işaretlerini vermiştir. Şu anda CHP'li kabul edilebilecek belediyelerde hemen işçi kıyımları başlamıştır. Sen çıkıyorsun konuşuyorsun, ‘hangi partiden olursa olsun, kimse bizim kazandığımız belediyelerde işlerinden atılmayacak' diyorsun. Ne oldu, şu anda atılıyor, kapıya konmaya başladılar. Hani nerede müdahalede? Asgari ücret ilan ediyorsun, bu asgari ücreti biz zaten ilan ettik. Kimi aldatıyorsun. Yalanlarla dolu çuvalın ağzını kapatmışlar millete yutturmaya çalışıyorlar. Dedelerimizden, babalarımızdan dinlediğimiz, kendimizin 28 Şubat'ta bizzat yaşadığı CHP zulmünün üzeri küllenmiş bir vaziyette pusuda beklediğini görüyor. Ellerine fırsat geçtiğinde hemen gerçek yüzlerini ortaya çıkartıyor, içlerindeki kini eyleme döküyorlar.

CHP'nin söyleminin ülkemizin siyasi iklimini zehirlemesine asla izin vermeyeceğiz. Bunu da ne gerekiyorsa sonuna kadar yapacağız. Adalet Bakanlığımızda, İçişleri Bakanlığımızla, Aile ve Sosyal Politikalar bakanlığımızla, hepsi, bunların üzerine gideceğiz, bu zulme fırsat veremeyiz. Bu ülke yolgeçen hanı değildir. İstiyorlar ki, bu ülkeyi, milletin yüzde 52'lik bir oy oranı ile vazife verdiği bizler değil de, sadece yüzde 30'da kalan CHP ve onun şürekası yönetsin. Yok öyle 25 kuruşa simit. Her ne kadar maliyeciysen de yüzde 30 hiçbir kazan yüzde 44,7'den büyük olmayacak. Dünyanın hiçbir yerinde azınlığın çoğunluğa tahakküm ettiği çarpık bir anlayış göremezsiniz. Bunun adı faşizm, diktatörlük özlemidir, demokrasi hazımsızlığıdır. Milletimizin emanetine halel getirmemek bizim namus borcumuzdur" şeklinde konuştu.

"Adama sormazlar mı, tabelası var binası yok"

"Ormancı gövdesine baltayı vurunca, ağaç ‘sapı bendendir' diye hayıflandığı" sözünü hatırlatan Erdoğan, kendilerini CHP'nin, HDP'nin yaptıklarından ziyade 2002 yılına kadar beraber yol yürüdüklerinin sözlerinin, duruşlarının ve izlediği politikaların üzdüğünün altını çizdi. Erdoğan, "Seçimlerde aldıkları oy oranı ne olursa olsun, mirasçısı olduklarını iddia ettikleri misyonun hatırı sebebiyle bu kişileri görmezden gelemiyoruz. AK Parti'nin hizmetine talip olduğu büyük medeniyet davasının temelinde Hakka ve halkı hizmet şiarı vardır. Malum partinin başındaki zat çıkıyor bu hizmetleri kötülemek için olmadık sözler söyleyebiliyor.

Çıkıp ‘Ardahan'da, Iğdır'da, Şırnak'ta üniversite kurmanın hangi mantığı var. Hocası var, talebesi yok' diyor. Adama sormazlar mı, tabelası var binası yok. Çıkıp, ‘Hangi akıllının başına İstanbul'da Çamlıca'nın tepesine 60 bin kişilik bir cami yapmak gelir, bir kere doldursunlar ellerini öperim' gibi bir hezeyanı dile getiriyor. Ben öptürmem, çünkü temiz elimi kirletmem. Şu hale bak, bu ne tarih bilmezliktir" dedi.

Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü: "Ben inanıyorum ki bunlara oy verenler de bu sözlerden sonra hesaba çekeceklerdir. Rahmetli Erbakan hocamız kalksa, bunun ‘hızlı trenin Sivas'a yapacağı tek kolaylık göçü hızlandırmaktır' ifadesinde herhalde bunu karşılıksız bırakmazdı. Bunları söyleyecek kadar maalesef siyasetten nasibini almamış.” 

Türkiye'yi uluslararası alanda sıkıştırmak için kullanılan araçlardan birinin Ermeni meselesi olduğunu, bu konu ile alakalı olarak Türkiye'nin diğer pek çok devletin ve toplumun aksine utanacak bir geçmişi olmadığını söyleyen Erdoğan, "1 asır önce bu topraklarda yaşananların bir mağduru varsa o da bizim milletimizdir" diye konuştu.

"Ermenilere karşı iddia edildiği gibi bir yola başvurmuş olsaydık bugün Avrupa'dan Amerika'ya, Kuzey Afrika'dan Kafkasya'ya kadar geniş bir alanda yaşan milyonlarca Ermeni'den söz edilemezdi. Tehcir dönemin zor şartlarında bir keyfiyet değil bir mecburiyet olarak uygulandığı için elbette ciddi sıkıntılar ve acılar yaşanmıştır. Bunların konuşulacağı tartışılacağı, konuşulacağı yer ülkelerin parlamentoları veya yönetim binaları değildir, bu hakikatlerin aranacağı yer arşivler, bunu yapacak olan tarihçilerdir. Bizim arşivlerimiz her konuda olduğu gibi Ermeni meselesi hususunda da tüm araştırmacılara açıktır. Hodri meydan. Üçüncü ülkelerde varsa onlar da açsınlar. Ama gelmiyorlar. İşlerine gelmiyor. O arşivlerde nelerin olduğunu iyi biliyorlar. Parlamentolar vasıtasıyla çevirdikleri yalan dolanla bunu yapmanın gayreti içine giriyorlar. Ermeni tehciri bir ne bir soykırımdır ne de büyük felakettir.

Bu sadece 1 asır öncesinin sıkıntılı şartlarında yaşanmış acı bir olaydan ibarettir. Türkiye'yi suçlayanlara sadece Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında 70 milyon insanın ölümünden sorumlu olduklarını hatırlatıyoruz. Fransa Cumhurbaşkanı Macron önce bu işleri öğrenmesi lazım, bu işleri bilmiyor. Yanlış kılavuz seçtiği için yanlış konuşuyor. Fransa'da 700 bin Ermeni var diye onlara mesaj vermek Macron seni kurtarmayacak. Siyasette dürüst olmayı öğren. Dürüst olmadıkça kazanman mümkün değil. Ermeni meselesinde takındığın tavır doğru değil. Avrupa Yahudilerinden Cezayir ve Tunus Müslümanlarına kadar soykırıma tabi tutulmuş nice halklar biliyoruz. Afrika'nın her köşesinde, Güney Amerika'da birbirine kırdırılan veya doğrudan Avrupalılar tarafından lok edilen nice toplumlar vardır. Son çeyrek asırda Bosna'da, Karabağ'da, Filistin'de, Arakan'da, Irak'ta, Suriye'de katledilen milyonlarca Müslümana uygulanan soykırım teşebbüsü değil midir? Bu kavram kullanılarak itham edilemeyecek tek ülke Türkiye'dir. Çünkü bu millet sözü edilen tarihte fail değildir, maktul durumundadır" şeklinde konuştu.

"Amerika ile S-400 meselesinde de ciddi görüş ayrılıkları içindeyiz"

Amerika'nın uluslararası ticaretten nükleer silahlanmaya kadar geniş bir alanda küresel sistemi sarsan adımlarının etkisi sürdüğünü belirten Erdoğan, "Suriye'de müttefiklik ilişkimize asla yakışmayacak politikalar izleyen Amerika ile S-400 meselesinde de ciddi görüş ayrılıkları içindeyiz. Türkiye'nin Irak ve Suriye kaynaklı terör tehditlerine karşı aldığı önlemlerin ve yaptığı operasyonlar meşruiyeti tartışılmazdır. Buna rağmen Amerika'nın ısrarla bölücü terör örgütü ile birlikte hareket etmeye kalkmasını, güvenliğimizi güçlendirmeye ve çeşitlendirmeye yönelik tasarruflarımıza karşı çıkmasını üzüntü ile takip ediyoruz. Suriye'deki terör bataklığını kurutmaya yönelik adımları atmayı, S-400 ve benzeri güvenlik tahkimatlarını yapmayı da sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.

"Yok bize bir faydanız zaten"

Türkiye'nin 1963 yılından beri ısrarla ve samimiyetle AB'ye tam üyeliği arzu ettiğini belirten Erdoğan, "Ülkemizin tam üye olamamasının yegane sebebi birliğin izlediği tutarsız politikalardır. Biz tüm yükümlülüklerini ifa etmiş, tüm sözlerini tutmuş bir ülke olarak AB'nin de aynı tavrı göstermesini bekliyoruz. AP başta olmak üzere birlik organlarından ülkemize yönelik eleştirilerin mesnedi olmadığını bizim kadar onlar da biliyor. Yavuz hırsız ev sahibini bastırır misali kendi ilkesizliklerinin üstünü örnek için ülkemizi suçlama yoluna gidiyorlar. Türkiye AB ilişkilerinin geliştirilmesi veya sonlandırılması konusunda bir adım atılması gerekiyorsa bunu yapacak olan artık Avrupa olmalıdır.

Türkiye'yi beğenmiyor musunuz, istemiyor musunuz, ‘artık biz yolları ayırıyoruz' deyin işi bitirelim. Yok bize bir faydanız zaten. Süreli olarak önümüzü kesiyorsunuz, havadan sudan bahaneler uyduruyorsunuz. Türkiye AB müzakereleri ile iliği çok kan kaybetti, hala bunlar oyalama taktiğine gidiyorlar. Vize meselesinde, gümrük ile ilgili aynı şeyi yaptılar. Biz verilen sözlerin yerine getirilmesini sabırla beklemeye devam ediyoruz ancak bir yere kadar" açıklamasında bulundu.

İsrail'in uygulamaları nedeniyle bölgenin barut fıçısına çevrildiğini söyleyen Erdoğan, "Golan Tepeleri Suriye'nindir, İsrail'in değil. 1947'den itibaren peyderpey yaptıkları işgallerle İsrail bir işgalci yapılanmadır. Bu işgalci yapılanma maalesef gücünü de Amerika'dan alıyor.

Libya, bölgemizin huzurunu hedef alan karanlık senaryoların yeni perdelerinin sahnelendiği yerlerdendir. Bir yanda meşruiyetini Libya halkından alan bir yönetim, diğer yanda ise sadece Avrupa ve kimi Arap ülkelerinin desteklediği bir diktatör vardır. Biz bundan sonra da Libyalı kardeşlerimizin yanında dimdik duracağız. Libya'yı yeni bir Suriye'ye dönüştürmek isteyenlerin heveslerini kursaklarında bırakmak için tüm imkanlarımızı seferber edeceğiz.

Cezayir'deki tartışmaları çok yakından takip ediyor, artan istikrarsızlıktan üzüntü duyuyoruz. Bu ülkenin bir an önce gücünü halkından alan bir yönetime kavuşması en büyük dileğimizdir.
Sudan, Afrika'nın kalbi olan bir ülkedir. Sudan'la da çok uğraştılar. Yapılmadık müdahale bırakmadılar. Önce böldüler, şimdi de yutmanın gayreti içindeler. Bu ülkede yaşanan hadiselerin sudan halkının talepleri ve beklentileri doğrultusunda neticelenmesini temenni ediyoruz. Türkiye Sudanlı kardeşlerini desteklemeye devam edecektir.

Yeni Zelanda'da Müslümanlara yapılan katliamın açısı halen yürüklerimizi yakıyor. Oradaki hadise Yeni Zelanda yönetimini ciddi manada rahatsız eden bir durumdur. İslam düşmanlığını insanlık düşmanlığı olarak gören bu hadise karşısında taktire şayan bir duruş sergileyen Yeni Zelenda yönetimini bir kez daha tebrik ediyorum.

Sri Lanka'da yaşanan katliam, Yeni Zelanda'da Müslümanlara karşı işlenen nefret suçunu meşrulaştırmaya yönelik bir saldırıdır.”

Belediye başkanlarına nasihatler

Erdoğan konuşmasının sonunda belediye başkanlarına şu nasihatlerde bulundu:
"Vatandaşının elini sıkmaktan kaçınandan, çekinenden belediye başkanı olmaz. Bu tür şikayetler bize çok geliyor. Tepeden bakmayacaksınız, gurur, kibir olmayacak. Şehir halkı ile kurduğunuz iletişimin başarısı belirleyici olacaktır. Belediye başkanlarımızın her biri haftanın her günü, 24 saat çalıştığını bilecek düzenini ona göre kuracak. Herhalde akşamları yatarken telefonunuzu da kapatmazsınız. Telefon 24 saat açık olmalı. Ben bal bal diyerek ağız tatlayanlardan olmadım, telefonum 24 saat açık. Hiçbirimiz bulunduğumuz makamlarının hizmet makamı olduğunu unutmayacağız. Kibir, büyüklenme. Tepeden bakma, insanları hakir görme, insanları kendinden uzak tutma kesinlikle söz konusu olamaz. Etrafına korumalarla kendi ekibi ile duvar ören belediye başkanı olamaz. Bu sayılar haddinden fazla oluyor. Halkla ilişkisini kesen başkan ile biz de ilişkimizi keseriz. Bu yükü taşımayı göze alamıyorsanız yanlış görevde bulunuyorsunuz demektir."  

 
 
Kaynak: Editör: Van Objektif
 
Etiketler: Cumhurbaşkanı, Erdoğan,, 'Aile, gelmenizi, istemiyor,, buna, rağmen, oraya, gidiyorsunuz',
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Arşiv Arama
Haber Yazılımı